Sar-Dünya

Son Yazılardan

"Kendinize yaptığınız
Güzelliklerle
Güzelleşiyor dünya"
(Necmi OTÇU)


Okumayı seviyorum. Ama neden yalan söyleyeyim yazmayı daha çok seviyorum. Yazdıkça kendimi daha iyi  biçimlendirdiğime, yazdıkça duygularımı düşüncelerimi daha iyi algıladığıma inanıyorum. Sözcüklerle oynamanın, sözcüklerin mimari olmanın kendi seçiminizle, kendi kurgunuzla ortaya bir düşünce çıkartabilmenin, insanı sürekli geliştiren bir eylem olduğuna inanıyorum. Yazarken duygu dünyamın, düşünce ufkumun sürekli genişlediğine inanıyorum. Yazmak özgürlüktür. Yazarken, kendinize güvenmek zorundasınız. Yazarken, kişiliğinizi göstermek zorundasınız. Yazarken, nasıl anlatacağınızı bilmek zorundasınız. Öncelikle bu zorunlulukları göze alabilecek öz güveni yakalamak zorundasınız. Bir kez bu güveni yakaladınız mı, özgürleşmenin uzun ve zorlu yoluna girdiniz demektir. Duygu ve düşüncelerinizi bir kâğıda yansıttığınız zaman, yazdıklarınızın size sizi anlattığını görürsünüz. Bir kez yazmaya başladığınızda duygularınızı, düşüncelerinizi yorumlarınızı gözden geçirme şansını yakaladığınızı fark edersiniz.

Buradasınız:Anasayfa
  • Decrease font size
  • Default font size
  • Increase font size
Ezilenlerin Estetiğinin Açığa Çıkışında Yatay ve Dikey Tutumlar

Estetikte temel yaklaşımın açığa çıkarılışı, dünyayı algılamak ve anlatmanın ötesine geçerek, onu değiştirmeyi esas alışın gizini içerisinde taşıyan bir özelliğe sahiptir. Değişme ve değiştirme eylemliliği, içerisinde yaşadığı tarihsel koşulların algısından, bütünlüklü bir yaklaşımı gerekli kılar. Estetik, bu gerçekliği kavrayarak tarihsel sürecinin temel sancısından devinme zorunluluğundadır.

Değişim ve dönüşümün “sezgisel öncelliğinden”, müdahil olmanın ayırt edici karakteri, estetiğin içselleşmiş “nesnellik” olma gerçekliğidir…

Egemenliğin kendisini sürdürmesinin dikey şiddetinden açığa çıkan müdahaleci “tutum-davranışlarına” karşı, “çözümcü karşıtlık” olan estetik, verili koşulların değişimini sağlayacak olan toplumsal güçlerin ruhsal şekillenişini inşa etmekten devinişi ile yatay karakter gösterir…

Devamı...
 
En El Emek Değer Elbirliği

ellerimiz değer
alıp verdiklerimizde

dokunur güzel bir dünya
ellerimiz bir birine

değer dokunur yaşarız
dünyalar güzelliğinde

(Benim/senmiş yollarım)


Sizce hiç bir şeyin değeri yoksa, her şeyi değer değmez değersizleştiriyorsanız, korkarım ki sizde değer yoktur.

Her şeye rağmen, hala bir şeylere değer değmez değer verebiliyorsanız, bu sizin değerinizdir.

Devamı...
 
Davet

Hiçbir şey etmemenin, hiçbir şey eylememenin kusursuzluğu içerisinde, bir yeryüzü tanrısı gibi yaşamak... Yanlışsız, günahsız hesapsız... Ama kımıltısız ama davranışsız. Yalnızca bir hiçlik tanrısı gibi yaşamak. Küçük hesapların peşinde koşarken, büyük hesapsızlıklar yapmak, yaşamdan uzak, yaşama katkısız. Kusursuzluk abidesi olma telaşı içerisinde bocalayıp durmak... Yalnızca insan onuruyla, yalnızca daha fazla insanlaşabilmenin çabasıyla yaşam ırmağında yıkanmak varken tanrı olmaya soyunmak. Deryaları düşlerken deryalarda yitip gitmek.

Devamı...
 
Emeğin En Özgür Hali Olarak Aşk

Aşk-insan, Şiir-insan ve özlediğimiz dünyanın insanı hiç bir zaman olmuş bitmiş tamlanmış bir tarifle ele geçirilebilir değil.

Anlamaya çalıştığımızı yaşamaya ve yaşatmaya çalıştığımız bir bütünlük algısı... Ve her bütünlük en azından bir eksiğinden devinecektir... Bu gelişim değişim serüveninin içinde, "belirsizliğin" içinde yaratıcı duruş cüreti olmadan insanlılık serüveninde yolcu olmak olası değil.

"kapsayıcılığı olan, öğreticiliği olan, çok duru bir aklı olan"

Devamı...
 
Kitleselleşme, Toplumsallaşma

Kitleselleştirme aracı olarak alt-aidiyet körlüğü inşası ve etkin toplumsallaşmanın araç tanımlamasına giriş....

"Kitlelerin taleplerine sahip çıkmak gerekir"
"Halkı örgütlemek gerekir"
"Sempatizanları yetiştirmek gerekir."

Gerekenleri sıralamak ve çoğaltmak olasıdır. Birileri mutlaka bu gerekenleri söylemekle kendini memur etmiştir ve bir yerlerde bu işleri harfiyen yapıyordur...

Her şeyin dışında bu sıralamaları yapmanın uğraşı içerisindedirler. Kitleler hakkında hayırlı işler kurgulamaktadırlar.

‘Halkla nasıl buluşacağız, kitleleri peşimizden nasıl sürükleyeceğiz?’ Bu soruların hakim olduğu yaşadığımız süreç, sorduğu soruların davranışlarına denk düşen araçlar tanımlamaktan da geri duramaz elbette.

Kurtarıcı tanımlamalarının açığa çıkardığı bu araçlar ne hikmetse bir türlü "kitlelerle" buluşamaz. Projeler, öneriler durmadan yenilenir, bir şeyler oluyormuş gibi başlayan bu atılımlar asla süreklilik kazanmadan sönümlenerek gider. Kitleler gelir sevinirler, kitleler gider ne yapacağız diye düşünürler. Süreç, olmadı baştan bir daha tekerlemeleri ile sonsuz tekerrürünü inşa eder.

Devamı...
 
Dünya'nın 1001 Hali

Mekan, Kent ve Konut Sorunu

“Kaybettiğinden kazanmak” yeni dönemin sistem sorunudur aynı zamanda. Sadece bir insanı tipini tariflemez. Karakteri belli olmayan bir sosyal sınıftır aslında. Yeni dönemin sorunlarından biri de bu sınıfla nasıl başa çıkılacağıdır. Ve daha önemlisi; o sınıftan biri olmadan kendimi nasıl var edebilirim sorusuna nasıl insanca karşılık verileceğidir…

Devamı...
 

Forumdan Son İletiler

İstatistik

Ziyaretçiler: 66703

Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Sitedekiler

Beyhude.org

Advertisement

Sonoteki.com

Advertisement

Uslup.org

Advertisement