|
Hiçbir şey etmemenin, hiçbir şey eylememenin kusursuzluğu içerisinde, bir yeryüzü tanrısı gibi yaşamak... Yanlışsız, günahsız hesapsız... Ama kımıltısız ama davranışsız. Yalnızca bir hiçlik tanrısı gibi yaşamak. Küçük hesapların peşinde koşarken, büyük hesapsızlıklar yapmak, yaşamdan uzak, yaşama katkısız. Kusursuzluk abidesi olma telaşı içerisinde bocalayıp durmak... Yalnızca insan onuruyla, yalnızca daha fazla insanlaşabilmenin çabasıyla yaşam ırmağında yıkanmak varken tanrı olmaya soyunmak. Deryaları düşlerken deryalarda yitip gitmek. |
|
Devamı...
|
|
|
Aşk-insan, Şiir-insan ve özlediğimiz dünyanın insanı hiç bir zaman olmuş bitmiş tamlanmış bir tarifle ele geçirilebilir değil. Anlamaya çalıştığımızı yaşamaya ve yaşatmaya çalıştığımız bir bütünlük algısı... Ve her bütünlük en azından bir eksiğinden devinecektir... Bu gelişim değişim serüveninin içinde, "belirsizliğin" içinde yaratıcı duruş cüreti olmadan insanlılık serüveninde yolcu olmak olası değil. "kapsayıcılığı olan, öğreticiliği olan, çok duru bir aklı olan" |
|
Devamı...
|
|
|
Kitleselleştirme aracı olarak alt-aidiyet körlüğü inşası ve etkin toplumsallaşmanın araç tanımlamasına giriş.... "Kitlelerin taleplerine sahip çıkmak gerekir" "Halkı örgütlemek gerekir" "Sempatizanları yetiştirmek gerekir." Gerekenleri sıralamak ve çoğaltmak olasıdır. Birileri mutlaka bu gerekenleri söylemekle kendini memur etmiştir ve bir yerlerde bu işleri harfiyen yapıyordur... Her şeyin dışında bu sıralamaları yapmanın uğraşı içerisindedirler. Kitleler hakkında hayırlı işler kurgulamaktadırlar. ‘Halkla nasıl buluşacağız, kitleleri peşimizden nasıl sürükleyeceğiz?’ Bu soruların hakim olduğu yaşadığımız süreç, sorduğu soruların davranışlarına denk düşen araçlar tanımlamaktan da geri duramaz elbette. Kurtarıcı tanımlamalarının açığa çıkardığı bu araçlar ne hikmetse bir türlü "kitlelerle" buluşamaz. Projeler, öneriler durmadan yenilenir, bir şeyler oluyormuş gibi başlayan bu atılımlar asla süreklilik kazanmadan sönümlenerek gider. Kitleler gelir sevinirler, kitleler gider ne yapacağız diye düşünürler. Süreç, olmadı baştan bir daha tekerlemeleri ile sonsuz tekerrürünü inşa eder. |
|
Devamı...
|
|
|
Mekan, Kent ve Konut Sorunu “Kaybettiğinden kazanmak” yeni dönemin sistem sorunudur aynı zamanda. Sadece bir insanı tipini tariflemez. Karakteri belli olmayan bir sosyal sınıftır aslında. Yeni dönemin sorunlarından biri de bu sınıfla nasıl başa çıkılacağıdır. Ve daha önemlisi; o sınıftan biri olmadan kendimi nasıl var edebilirim sorusuna nasıl insanca karşılık verileceğidir… |
|
Devamı...
|
|
|